12 Nisan 2016 Salı

Nerede Kalmıştık?




Biliyorum epeydir ihmal ettim yazmayı ama aylardır ben bende değilim ki!

20 Şubat 2016 Saat: 14:27 Telefonuma gelen bir mesaj "Yıllar sonra da olsa beni görmek ister miydin?" Gözlerim fal taşı gibi açıldı, kalp atışlarım hızlandı, bir kaç dakika ne yapmam gerektiğini bilemeden aval aval ekrana baktım çünkü karşımdaki eski(meyen) sevgilimdi.
"Numaramı nasıl buldun? Buraya ne zaman geldin" Türevi sorularımın cevapları için gelmiş, aşağıda beni bekliyordu, aklımı kaçıracağım diye düşündüm.

Hayat sürprizlerle dolu yemin ediyorum ya!

Eğer gerçekten çok sevilmişse bırakıp giden onca zaman geçmesine rağmen karşılaştığında unuttuğunu sandığın pek çok şeyi hatırlarsın. Birlikte yaşanan mutlu anlar, tartışmalar, küskünlükler, barışmalar ve kahreden o son ayrılık anı tıpkı bir film şeridi gibi geçerken gözlerinden her şeye dair ne varsa tüm anlarını, anılarını okuyuverirsin eski sevgilinin yüzünün her çizgisinden. Hele bir de severek ayrılmak zorunda kaldıysan ve iki tarafta birbirini unutamamışsa "bu aşk ikinci bir şansı hak ediyor ulan!" Dersin.
Evden nasıl çıktım, yanına kadar nasıl gittim hatırlamıyorum. Onu görünce bir anlığına da olsa dünyanın geri kalanıyla olan bağlantımı kaybettim. Kim olduğumu, nerede olduğumu ve ne yaptığımı unuttum. İçimde bir şeyler çağıldamaya başladı, mimiklerimi koyacağım yeri şaşırdım. Şimdi ne tepki vermeliydim? "Nasılsın" diye sorarsa "bıraktığın gibiyim" mi demeliyim? Ya da yok yok içimde tüm birikmişliklerimle bir tane tokat atsam tam da yeri midir?
O işler öyle olmuyormuş.
Yıllardır yüzünü görmek istediğim halde zamanın inatla karşıma çıkarmadığı, çok özlediğim için en fazla rüyalarıma misafir olabilmiş, o halen çok sevdiğim ve hep bi gün bana aitse geri gelecektir diye umudumun bir köşesinde sakladığım, en acı çektiğim, en nefret ettiğim ve en yorulduğum anlarda bile onu sevmekten 1 dakika da olsa vazgeçmediğim mucize adam karşımda kanlı canlı duruyordu.

O aşina bakışlar içimi deldi yine!

Tüm gücümü toplayıp karşısına çıktım, arabaya yaslanmış beni görünce öne doğru adım attı. Nasıl özlediğimi anlatmak istedim, nasıl dayandığımı, sustuğumu, bunları nasıl öğrendiğimi göstermek istedim. Ve kocaman sarılmak! Kısacık ama büsbüyük şeyler söylemek yerine biraz bocaladıktan sonra sarılıverdik.
Biraz yürüdükten sonra önce bir bankta oturup konuştuk. O anlattı ben dinledim sonra ben anlattım o beni izledi aynı hayranlıkla, yıllar önceki gibi. Beni izlemeyi hep çok severdi zaten bilirdim. Sonra kalktık, SADE KAHVE yazan bir yerde oturduk, o şekerli Türk kahvesi söyledi, ben sade içiyorum.
İkimizde bal gibi biliyorduk o andan itibaren arkadaş kalamayacağımızı da bu bendeki güven sorunu, şüphe bulutu kolay dağılabilecek miydi?
"Ben geldim artık, izin verirsen elini tutup ilerlemek istiyorum ve kendimi hiç bu kadar kararlı hissetmedim daha önce" dedi.
Yaklaşık 2 aydır hayatımı yeniden gözden geçirmeme sebep olan bu kavuşmayı, onu neden bu kadar çok sevmiş olabildiğimi, bizi birbirimize bağlayan aramızdaki enerjinin adının ilişkiden çok öte bir şey olduğunu, bu buluşmanın tesadüf değil ilahi bir planlamaya dayandığını ve kaderimdeki insanın ondan başkası olmadığını düşünüyorum sürekli.
Mutluyum aslında da bunu sürekli dillendirip büyüyü bozmak istemiyorum.
Nerede kalmıştık? Öyleyse tekrar hoş geldin sevdiceğim, sanırım her şey esas şimdi başlıyor.
Ha bi de kuşlar güzel, hayat uçuyor.




Hiç yorum yok: