18 Ağustos 2011 Perşembe

Carpe Diem



Epeydir yazmıyordum ya bakalım paslanmış mıyım? "Carpe Diem" evet bugün yazımın konusunu bu latince kökenli ikileme oluşturmakta. Günü yakala, yapmak istediğini yap! Yani "anı yakala" öğüdünü verir bizlere.
Sözlük anlamına baktığımızda Latin Edebiyatı'nın ünlü ozanı Horatius'un bir dizesinde geçen "gününü gün et", "anın tadını çıkar" gibi anlamlara gelen özdeyiştir.
Dün geçmişte kaldı, yarının ne olacağı belirsiz, içinde bulunduğun an'ın kıymetinin bilinmesi gerektiği falan filan. Ölü Ozanlar Derneği filminde de demiyor muydu hani? "Sadece 1(bir) tane hayatınız var ve şimdi yapmayacaksınız da ölünce mi yapacaksınız". İtiraf edeyim bunu uygulama sürecim en fazla bi kaç saat sürüyor sonuçta gerçek hayatın seline kapılıp giderken Carpe Diem biraz polyanna etkisi yaratıyor bünyemde peh!
Şu son bi kaç ay içerisinde o kadar fazla ölüm haberi aldım ki bazen kafama kafama vurulsun istemiyor muyum istiyorum şu "Carpe Diemcilik"küüüt diye!
Geçmişe takılıp kalmayı seven bir yapım olmadı hiç ama geleceğe uzantılı buram buram "uzak gelecek" kokan hayaller de kurmadım pek... Bana göre hayatın tam ortasında yaşıyorum.
Arkadaş sohbetlerinde de tartışırız bunu işin felsefesine kadar iner de en son gerçek hayata geri dönüveririz çat! bir telefon çalar ve uyanırız an'lık uykumuzdan. Hatta telefon çalmasa da birisi mutlaka dürter sizi "kalk, geldik"...
 Anlamadığım şu: Madem 3 günlük dünya(eskilerin deyimiyle) ne diye bu kin, bu öfke, bu nefret... Bu  hırs bu birbirini çekememezlik ve bu kardeşi kardeşe küstürmek sorarım ne diye? Sorarım da cevabını bulamam bir türlü. Amaaaaaaaan carpe diem felsefe ne diyor fazla sorgulama! Sus hadi Gülşah!
Bugün 17 Ağustos 2011 o korkunç depremin yıldönümündeyken bir de gelen şehit haberleriyle sarsıldım. Çok sevdiğim birisi yazmış bugün bir paylaşım sitesinde; "Tüm iyi niyetimle, dünyadaki tüm savaşlar bitmeli, tüm silahlar susmalı demiştim bir doçent abiye, o zaman tüm ekonomi de biter, batar demişti" diyor. Özetle durum bu!

 vazgeçme,erteleme...
 yaşamı umursa!
 kendi gerçeğini bulmak istiyorsan,
 düşünü kovala.     Diye diye kendimizi kandırmacılık oynuyoruz belki de...