30 Haziran 2015 Salı

Bir İclal Aydın Yazısı



Şöyle pembe pembe açan yediveren gülleri istiyorum. Bahçe kapısının girişine dikeceğim... Arka bahçeye domates, maydanoz, soğan ve sarımsak, mevsimine göre çiçekler dikmeli...
Boş konserve kavanozlarını cam boyasıyla boyayıp tepelerine fırfırlar dikebilirim nihayet. Albümleri yerleştirmek, kitapları toparlamak, eskiyenleri ayırmak gerek.
Çekmeceler toparlanmalı, eskiler ihtiyacı olanlara verilmeli.
Geçen yıl İzmir dönüşü aldığım güveçleri kullanabilirim. Mangal yakarız, salatalar yaparız, karpuz kavun keseriz.
Öğlen yemeklerinde akşamdan kalma kadınbudu köfteye domates soslu kızartma ilave ederim. Kırmızı soğanlı, taze naneli salata yaparım.
Televizyon yok, birikmiş bütün kitaplarımı okurum.
Kafamı dinlerim...
Kışa biber ve bamya kuruturum.
Tarhana yapar, turşu kurarım. Erişte keserim.
Bulaşıklarımı ellerimle yıkarım. Pazara giderim.
Sabah bahçeden topladığım domatesle kahvaltılar hazırlarım. Kimse uyanmadan çayımı koyarım, yürüyerek gider, sıcak ekmekle gazetelerimi alırım.
Kekikli zeytinle, yumuşacık beyaz peynirle, taze tereyağıyla kahvaltı ederiz.
Sabahları radyodan klasik müzik dinleriz, akşamları Türk Sanat Müziği...
Evin içi çiçek ve deniz kremi kokar.
El danteli perdelerimi kaldırır, akşam üzeri fesleğenlerimi ve çiçeklerimi sularım.
Mutlaka bir zeytinyağlı pişiririm. Fasulye olur, imambeğendi(yoksa hünkar bayıldı mıydı, neydi, neyse) olur.
Otlarla yoğurtlu salatalar yaparız.
Evin hiçbir yerine saat koymam.
Akşam güneş battıktan sonra verandada çekirdek çitleriz. Saklambaç oynayan çocukları sesleri çok çıktığında uyarırız ve iç çekerek şükrediriz bu küçük mutluluk için...
Hayret!
Hiç böyle yazlar hayal etmezdim.
Artık toprakla, mutfakla, en yakınlarla dolu, dinlenmek için yaz gelsin ister oldum.
Ne düşünüyorsun diye soruyorlar bana. "Ne düşünüyorsun?" Boş boş bakıyor görünüyorum ama yaz hayali kuruyorum.
Oysa önümdeki kağıtlar üst üste, yaz boyu yürütmem gereken programları sıralıyor.
Bürolann, floresan ışıkları, bilgisayar tuşları, durmaksızın çalan telefonlar, verilmesi gereken yanıtlar, bitirilmesi gereken hesaplar, idare edilmesi gereken insanlar arasında bazen hayatımdan ümidi keser gibi oluyorum.
"Sesin niye böyle" diyorlar.
"Sesin niye böyle, bir şey mi var?"
Hiçbir şey yok, hiçbir şey...
Sadece şile bezi elbisemi giymek, başıma yazma takmak ve bahçe sulamak istiyorum.
Hepsi bu...





3 Haziran 2015 Çarşamba

Ceviz Ağacı


Nazım Hikmet'e Saygıyla!

Başım kopuk kopuk bulut, içim dışım deniz,
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda,
Budak budak, serham serham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda,
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril.
Koparıver gözlerinin gülüm, yaşını sil
Yapraklarım ellerimdir tam yüz bin elim var,
Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul'a.
Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul'u.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda,
Ne sen bunun farkındasın, ne de polis farkında.