29 Mart 2017 Çarşamba

Onlar Söyledi Ben Dinlemedim



"Kal" dediler; kalmak güvenli olandır... "Güvenli olan büyümeme engel olandır" oldu onlara cevabım. Kıyıda dolaşan kolay yolu seçendir, kolay yol ise mayınlı olandır.
"Sevme" dediler; sevmek sorumluluk getirir. "Sorumluluk özveriyi öğretir" oldu onlara cevabım. Özveri ise beklentisiz sevginin birinci adımıdır...
"Kaç" dediler; kalmak aptallıktır. "Kaçmak, tekrar tekrar aynı sınavı açar" oldu onlara cevabım.
Yüzleşmek ise tekamül yolunda sınıf atlayabilme şansını sana sunandır.
"İnkar et" dediler; inkar kolay olandır. "Kolay olan, beni benden ayrı koyacaktır" oldu onlara cevabım.
Ben dahi "ben'i" inkar edersem, yaşayacağım benim hayatım olmayacaktır.
"Sorgulama" dediler; sorgulamak yoracaktır. "Yorulmadan öğrenmek mümkün olmayacaktır" oldu onlara cevabım.
Öğrenmeden yaşamak, rüyadan uyanmadan ebediyete intikal olacaktır...
"Arama" dediler; aramak risk almaktır. "Risk almadan yaşamak, geliştirmez" oldu onlara cevabım.
Gelişimin faturası bazen ağır da gelse bedel ödemeyi göze almaktır.
"Saklan" dediler; açık olmak yara almaktır.
"Yaralanmak sana bağlıdır" oldu onlara cevabım. Yaralanmak bakış açına bağlıdır, dilemezsen yaralayamaz seni; ne biri, ne de yaşayacaklardan herhangi birisi...
"Konuş" dediler; susma... Susmak ikrara delalet olacaktır. "Konuşmak kolay, meziyet konuşulandan pay çıkaran olmaktır; buysa sadece algı kapıları açık olana, tanrının sunabileceği bir armağan olacaktır" oldu onlara cevabım.
Susuşum sözüm olmadığından değildir; algılamasına izni olmayana benim verebileceğim koca bir hiçtir.
"İnkar et" dediler; inkar edersen beraat edersin. "Tanrının mahkemesindeki hüküm, asıl olandır" oldu onlara cevabım. O yargıladığında çıkacak karar beni bağlayandır... Bu dünyada henüz can bedendeyken tanrının bildiğini kuldan saklamak olsa olsa aldatmacadır.
"Kızmalı, öfke duymalısın" dediler; o zaman rahatlarsın... "Rahatsız değilim ki" dediğimde inanmadılar. Kızmak ve öfkelenmek olan bitende kendinden başka bir bilincin etkisi olabileceğini sanmaktır, inanmıyorum ki ben buna.
"Umut etme" dediler; yaşam nankördür... "Umut ettiklerim yaşamdan değil, ancak kendimdendir" oldu onlara cevabım. Seçerek geldiğim hayat, yaşamam gerekendir; gayretim seçtiklerimi hatırlama çabam içindir.
"Affet" dediler... "Affetmek için suçlu ve suç gerek" dedim onlara. Suç veya suçlu yoktur sadece bakış açısı vardır olsa olsa...
"Vazgeç" dediler; boşuna bu uğraş... "Can bedende oldukça vazgeçmek akte ihanettir" oldu onlara cevabım. Çaba ve uğraş vazifedir, vazife ise; bu dünyadaki var oluşumuzun mesuliyetidir.

Sevgi ve ışıkla
Ayna

Not: Ödüllü bir blog yazısıdır, yazanın kalemine ve yüreğine sağlık!

15 Şubat 2017 Çarşamba

Saçları İçin Ağlamayan Kadınlar



Hayat, bazı kadınlara saçlarını kestirdiği için pişman olup ağlama lüksü vermez. Hatta bazı kadınlar sırf saçlarıyla uğraşmamak, onlarla uğraşarak vakit harcamamak için kısa kestirir saçlarını...
Ağlamak lükstür bazı kadınlar için. Zamanında o kadar çok ağlamıştır ki katılaşmıştır gözyaşı... En büyük acılarını tek bir damla gözyaşı karşılamaya yetebilir.
O kadar çok hayal kırıklığı yaşamıştır ki... O kadar sık kar  yağmıştır ki o en güvendiği dağlara... Hiçbir şey şaşırtmaz onu. Gardı hep elindedir.
Kendi sorunlarını tek başına çözer çünkü bilir ki ne zaman yardım istese bir karşılık bekler yardım eden ama ondan yardım istense elinden geleni esirgemez kimseye...
Kendi yaralarını kendi kapatır. Zaten kendinden başkası onun kadar üzemez onu... Ve yine kendinden başkası onun kadar mutlu edemez.
Gerektiğinde hangi konuda kimden fikir alabileceğini bilir... Ama kendi doğrularına ters düşen hiçbir fikir ona göre değildir.
Kavanoz kapağını açmak için bir erkeğe ihtiyaç duymaz bazı kadınlar... Çünkü kapağın havasını alınca kolaylıkla açabileceğini bilir. Çünkü balıklar önüne tepside sunulmamış o tutmayı öğrenmiştir.
Kimsenin kimseyi kendisi kadar düşünemeyeceğini bilir... Çünkü insan, doğası gereği bencildir. Dostluk, kardeşlik nutukları iyi günlerin meyveleridir. Hayatta her zaman tek başına olduğunu öğrenmiştir.
Erkek ve kadının her konuda eşit olduğunu savunup hesap ödemeye gelince geri duran kadınlardan değildir. Masaya gelen hesaba ilk önce elini atmaktan hiç çekinmez. Masada erkek varken garsonla muhatap olabilir, siparişini kendi söyleyebilir.
Onunla uğraşanlar olur ama o sadece kendisiyle uğraşır. Zaaflarını, eksiklerini kapatmak için... Hep bir adım daha ileriye gitmek için.
Hataları olur ama onlara zaferleri kadar sahip çıkar. Çünkü bilir ki zafere giden yoldur onlar... Pişmanlıklarını gurur tablosuna dönüştürmeyi öğrenir.
Biriyle birlikte olduysa kendi istediği içindir, sadece istendiği için değil. Sevdiği için evlenir... Zengin koca hayalleri kurduğu için değil.
Duygularına boyun eğmez, onları kontrol etmeyi bilir. Mantığıyla çelişen duygularını ekarte edebilir. Düşer, kalkar. Düşürürler, kalkar.
İşte bu yüzden ağlamaz bazı kadınlar, saçlarını beğenmedi diye...
Bu yüzden mutlu etmek de zordur onları, üzmek de...

Not: Bu güzel yazı için sonsuz teşekkürler Burcu Ergin, ne mutlu ki ben de o kadınlardan biriyim.

Adam sordu: "Nasıl kıydın vicdansız o güzelim saçlara?" Kadın cevap verdi: "Ruhundan öpülmeyen kadınlar saçlarını keserler."


22 Ocak 2017 Pazar

Bir Gün Sabah Sabah



Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni:
Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç'ten.
Vapur düdükleri ötmektedir.
Etraf alacakaranlık,
Köprü açıktır henüz.
Bir gün sabah sabah kapıyı çalsam...

Yolculuğum uzun sürmüş oldukça.
Gece demir köprülerden geçmiştir tren.
Dağ başında beş on haneli köyler,
Telgraf direkleri yollar boyunca
Koşuşup durmuş bizle beraber.

Şarkılar söylemişim pencereden,
Uyanıp uyanıp yine dalmışım.
Biletim üçüncü mevki,
Fakirlik hali.
Lületaşından gerdanlığa gücüm yetmemiş,
Sana Sapanca'dan bir sepet elma almışım...

Ver elini Haydarpaşa demişiz,
Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl,
Hava hafiften soğuk,
Deniz katran ve balık kokulu
Köprüden kayıkla geçmişim karşıya,
Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu...

Bir gün sabah sabah kapıyı vursam,
Kim o? Dersin uykulu sesinle içerden.
Saçların dağınıktır, mahmursundur.
Kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim,
Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni,
Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç'ten
Fabrika düdükleri ötmektedir.

                                                                    Turgut Uyar


"Biz kimsenin Milena'sı, Tomris'i, Leyla'sı, Lavina'sı olamadık. Biz bu çağın hiç sevilmeyen kadınlarıyız."