20 Ekim 2014 Pazartesi

Tanrı Sizi Affetsin!


Tanrı bizi affetsin!


Dünyanın en iyi esprisini bile yapsak mal mal bakan kadınlar için en berbat esprimize bile ayıp olmasın diye kahkaha patlatan kadınları üzdük.
Kanal değiştirirken bile maç denk gelmesine tahammülü olmayan kadınlar için gecenin köründe halı saha maçımızı izlemeye gelen kadınları üzdük.
En son okuduğu kitap Cin Ali Tatilde olan kadınlar için elinden Hegel, Sartre, Descartes kitapları düşürmeyen kadınları üzdük.
Konu eski sevgilisine gelince "Allah belasını versin pisliğin, geberir inşallah" diyen kadınlar için konu eski sevgilisine gelince "Boşver ya konuşmayalım, canı sağolsun" diyen kadınları üzdük.
Her sabah uyanır uyanmaz suratına 30 kilo boya süren kadınlar için makyajsız da güzel olan kadınları üzdük.
Aşağıya inip taksiciye para ödesene! diyen kadınlar için paraya sıkıştığımızda varını yoğunu veren kadınları üzdük.
Ayı gibi oldun diye burun kıvıran adonis manyağı kadınlar için "oy ben senin göbüşünü yerim" diye sevip göbeğimizi yastık yapan kadınları üzdük.
Tencere görse bomba diye karakola götürecek kadınlar için Papua Yeni Gine mutfağını bile bilen kadınları üzdük.
Arkamızdan iş çeviren kadınlar için arkamızdan ağlayan kadınları üzdük.
Orasının burasının fotoğrafını gönderen kadınlar için zeytinyağlı yaprak sarması gönderen kadınları üzdük.
Kullandığımız su bardağından tiksinip başka bardak arayan kadınlar için, sidikli donumuzu elinde yıkayan kadınları üzdük.
Tırnağı kırılır diye portakal soyamayan kadınlar için, hamsi temizleyen kadınları üzdük.
Gittiği partilerde twerk yapan kadınlar için, halay çekerken elini tuttuğu kişi yabancı olmasın diye imtina eden kadınları üzdük.
Karamel makiyato içmeden güne başlayamıyoruuummm! diye triplere giren kadınlar için çay içerken serçe parmağını havaya kaldıran kadınları üzdük.
Mekanda şişe açtırmayınca surat yapan kadınlar için, "Ben içmeyeyim de arabamızı kullanayım" diyen kadınları üzdük.
Whatsapp'da 7/24 online olup herkese mavi boncuk dağıtan kadınlar için Whatsapp durumunda "Hi there I'm using Whatsapp" yazan kadınları üzdük.
"Bu gecenin hatırına alıver koynuna, sana yapacaklarım var" şarkısını baştan sona bilen kadınlar için "Ben seni sevdiğimi de dünyalara bildirdim" türküsüyle duygulanan kadınları üzdük.
2 kere 2'ye 5 diyen kadınlar için "bugün sevgili oluşumuzun 712. günü" diye hesap kitap yapan kadınları üzdük.
"Gel beni al" diyen kadınlar için "orada buluşalım" diyen kadınları üzdük.
"Gelirken bir şey alayım mı?" diye sorunca bin tane şey isteyen kadınlar için "Sen gel yeter aşkım, her şey var" diyen kadınları üzdük.
"Paran yoksa ben de yokum" diyen kadınlar için "sen yoksan ben de yokum" diyen kadınları üzdük.
Tanışma anındaki 3. sorusu "araban var mı?" olan kadınlar için, akbil/KentKart kullanmaktan gocunmayan kadınları üzdük
İlişkinin birinci ayında tektaş bekleyen kadınlar için ilişkinin 10. ayında aldığı çiçekle dünya mutlusu olan kadınları üzdük.

Ömür Özdemir

Ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Teşekkürler!


 

18 Ekim 2014 Cumartesi

İncir Reçeli 2


Başrollerini Halil Sezai, Şafak Pekdemir ve Sinan Çalışkanoğlu'nun paylaştığı, yazar ve yönetmen koltuğunda Aytaç Ağırlar'ın oturduğu İncir Reçeli 2 filmi dün vizyona girdi. Filmin İzmir Galası, BKM Ege Bölge Temsilciliği Devajans Bütünleşik Pazarlama İletişimi Organizasyonu ile 18 Ekim Cumartesi saat 15:00'de İzmir Optimum Outlet'te gerçekleşecek. Başrol oyuncuları ve yönetmenin katılacağı söyleşinin ardından sanatçılar, filmi hayranları ile birlikte Cinemaximum salonlarında izleyecek. (Ne yani bütün yaz fragmanlarını izleyip bekledim ama gala için 1 gün daha bekleyemedim öyle mi? Evet, ne gerek var?!)

Filmin Konusu

2011 yılında vizyona giren ilk İncir Reçeli filmi seyirciden yoğun ilgi görmüş, özellikle başroldeki müzisyen ve oyuncu Halil Sezai Paracıkoğlu'nun hayran kitlesinin daha da büyümesini sağlamıştı. İçine kapanık Metin ve hayata cıvıl cıvıl bakan Duygu'nun hüzünlü aşk hikayesini konu alan ilk filmden üç yıl sonra gelen ikinci yapımda yine Halil Sezai başrolde oynuyor. Metin'i bu sefer Duygu ile yaşadığı aşkın ardından gelen yoğun yalnızlık dönemi içinde izliyoruz.
Metin, sevdiği kadını kaybettikten sonra uzun bir yas dönemine girer. Artık barlarda şarkı söylemekte olan Metin'in yolu beklenmedik bir anda Gizem'le kesişir. İkisi de geçmişinde benzer şeyler yaşamış bu iki insan arasında yeni bir serüven başlar.
http://www.haberler.com/incir-receli-2-izmir-seyircisi-ile-optimum-6600482-haberi

Peki, bünyede hayal kırıklığı yarattı mı?
Açıkçası ilk film kadar büyük bir etki bırakmadı bende ancak bazı sahnelerde gözlerim doldu bunu itiraf ediyorum.
Devam filmlerini seven bir insan olsam da bazen, bazı filmleri zirvede bırakmanın daha doğru olacağına inanıyorum. İncir Reçeli'ni izledik, bitti! 2 nedir abi?! Neticede izleyici kimi zaman filmdeki ana karakteri o kadar benimsiyor ki onun tekrar başkasına aşık olup acılar çekmesini istemediği gibi bu durumu samimi de bulmuyor. (Ölenle ölünmez deyip ilk filmin acısını çıkartırcasına herifi başkasının kollarına atıp seviştirecekseniz hiç izlemeyelim, gidiyoruz durumları oluşabiliyor kafalarda.)
Ne yazacaktım ya unuttum heh tamam! Bazı replikler yeniden dillere pelesenk olma yolunda hızla ilerliyor işte onlardan bazıları;
"Herkesin bir hikayesi vardır. Kimi kağıda kazır hikayesini, kimi etine... Kağıt yanınca, et gömülünce biter hikaye"...
"Siz en sevdiğiniz şarkıdan atladınız mı hiç? Ben atladım. Yere düşmesi bir ömür sürüyor."
"Yolu uzun süre aşka düşmemiş bir adama denk gelirse yüreğiniz çalkalayın! Zira dibine çökmüş olabilir seven yanları... En azından denemedim demezsiniz! Ben denedim"...
"Biri olmak lazım, en azından biri için"...
"En çok arkadaşlar acıtır... Daha fazla kanamasın diye, ellerini yaraya her bastıklarında acıtırlar"...
"Her şey çok güzel olacak demiştin, önünde uzun bir yol var demiştin. Bırak yol almayı sağ ayağımın sol ayağıma güveni kalmadı be aşkım." (Bu sözü ben mi söyledim acaba?)
 "Geçiyor mu içince? Geçmiyor, acıyı alıyor... Bir nevi anestezi."
"Sana bir sır vereyim mi adam? Ölüler aldatılmaz."

Bu da benden sana bir replik; Hiç kimseyi ağlamaktan tuvalete gidip kusacak kadar çok sevmeyin sonra içiniz çok acıyor. (Hem mecaz hem gerçek anlamda) Nereden mi aklıma geldi? Film başlarken ilk sahnede kız bir barın tuvaletinde midesi çıkana kadar kusuyordu ve bu benzer sahne tahmin ediyorum ki hepimizin hayatında en az bir kez yaşanmıştır/yaşanacaktır.

-Gülşah ağlıyor musun yoksa?
+Yok be! Gözüme Halil Sezai şarkısı kaçtı!


11 Ekim 2014 Cumartesi

Kurban


İzmir Devlet Tiyatrosu, yeni sanat sezonunu 8 Ekim Çarşamba günü "Kurban" adlı oyunla açtı. (Ben bugün gidebildim.) Güngör Dilmen'in yazdığı, Tayfun Erarslan'ın yönettiği oyunda, Anadolu'daki erkek egemen toplumların baskısı altında ezilen kadın figürü olan Zehra'nın töreye ve geleneklere direnişi konu ediliyor. Kaynak: http://www.devtiyatro.gov.tr/programlar-sehirler-izmir-detay-kurban4.html Eskiden günümüze kadar süregelen ve tam bir özgürlüğe varmayan noktayı yani kadının suskunluğunu, özgürlüğünün kısıtlanmasını, konuşma hakkının elinden alınmasını, hanesine yapılan haksızlığı oldukça net bir şekilde ve yaklaşık 1,5 saatte anlattılar. Hiç sıkılmadım üstelik zamanın nasıl geçtiğini farkına bile varmadım.
Bir kadın ve eşi, Anadolu topraklarında sık yaşanan kuma olayı ve değiştirilemeyen bir kader... Bu defa gelin için kurban edilen bir koç değil, kadın ve çocukları oldu.
Konusundan, oyuncularına, giysilerinden, makyajına, dekorundan, müziklerine kadar her şey mükemmeldi. Özetle; finalde oyuncuları 10 dakika boyunca ayakta ve kesintisiz bir şekilde alkışladık. Sırf bunun için bile tiyatro oyuncusu olmak isterdim yahu! Seçim yine sana kalmış ama ben tavsiye ediyorum ilk fırsatta git ve izle!
Şunu da yazmadan geçemeyeceğim, tiyatroya geldiğinin bilincinde olmayan bir kaç ergen dışında nezih izleyiciler arasında yer aldığıma sevindim. "Sevindim" diyorum çünkü hâlâ sinema, tiyatro gibi yerlerde nasıl bir izleyici olmamız gerektiğini bilmiyoruz. Mesela; tüm uyarılara rağmen kapanmayan ya da sessize alınmayan telefonlar, gürültülü konuşmalar, içeriye yasak olmasına rağmen sokulan her şey diyebilirim.
Bu güzel oyun için emeği geçen herkesi tebrik ediyor ve herkese ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum.

Not: Yeni PC(HP Notebook) ile ilk resimli post! Haydi bakalım, hayırlısı olsun.





6 Ekim 2014 Pazartesi

Bir İsteğim Olacak!


Selam! Geçtiğimiz günlerde Twitter sayesinde tesadüfen haberim olan bir projeden bahsetmek istiyorum. "Yeni oluşturacağımız kütüphanemiz için desteklerinizi bekliyoruz." Peki, nedir bu projenin amacı? Hemen dilovasisafakder@gmail.com adresine bir mail gönderdim tabii ki!

Kocaeli'nin Dilovası İlçesi gelir seviyesi düşük öğrencilerin ve eğitim seviyesi olarak Kocaeli'de olmasına rağmen düşük seviyede olan bir ilçede öğretmen arkadaşlarımızla beraber böyle bir proje başlattık.
Ülkemizin dezavantajlı bölgesinde olan bu öğrencilerimize sosyal sorumluluktan ziyade "zorunluluk" olarak öncelikle kütüphane kurmayı hedefledik. Aslında ihtiyaç çok ama kitap toplama aşamasındayız. Genellikle Çocuk ve Gençlik Edebiyat Türleri, roman, Dünya Klasikleri, Tarih-Araştırma vb kitaplar öncelikli eksiklerimiz ama dilediğiniz benzer kitapları da gönderebilirsiniz.

İletişim ve Adres Bilgilerimiz:


Mürsel ACAR adına
Dilovası Şafak Eğitim Ve Kültür Derneği
Mimar Sinan Mah. Bağdat Cd. No: 33
Dilovası/Kocaeli
(Bim Market Üstü)
Tel: 05346184647

Tekrar teşekkürler ve Saygılar... Diye bitiyordu mail.

Ben ki kitaplarım kıymetlidir birisine ödünç vermeye bile kıyamam ama şu maili gördükten sonra işler değişti. Kollarımı sıvadım ve çocuklarımızın ihtiyacına yönelik kitaplarımı şöyle bir listeledim, bayramdan sonra da kısmetse kargoyla yolluyorum çünkü onları mutlu görmek, beni de mutlu edecek buna inanıyorum. Haydi sıra sende! Pamuk eller kitap bağışına lütfen, Bir Kitap da Senden! Unutmadan, https://twitter.com/DilovasiSafak adresini bir kaç dakikanızı ayırıp incelemenizi tavsiye ediyorum zira kitap kurtlarının baya ilgisini çekecek paylaşımları olduğunu gördüm. Ayrıca bu projeyle ilgili kafanıza takılan her şey için size özelden anında cevap veriyorlar. (Yoğunluk varsa biraz geç de cevap alabilirsiniz sonra bana höykürmeyin!)
İyi bayramlar dilerim.
 

21 Eylül 2014 Pazar

Nerelerdeydim?


Olur öyle bazen, içinden hiçbir şey yapmak gelmez. Kafanı yastığa, yorgana gömüp etrafta olup biteni sessizce izlersin.
Bir (1) yıldır yazmak için delirsem de yazmadım peki, nerelerdeydim? Ne oldu bana?
Öyle uzun uzun anlatmak istemiyorum;

Biraz depresif çokça keyifsiz
Biraz ağlak çokça muğlak
Biraz yorgun çokça kırgın
Biraz soğuk çokça siyah
Biraz suskun çokça dalgın zamanlarım oldu.

Dahası;

Okumadığım kitaplar
Yazmadığım bir blog
Sürekli ertelediğim işler
Dinlemediğim şarkılar
Tamamlanması gereken yarım kalmışlar
Sustuklarım
Konuştuklarım
Şaşırdıklarım
Alıştıklarım
Gizlediklerim
İtiraf ettiklerim
Korktuklarım
Cesaret ettiklerim
İstediklerim
Vazgeçtiklerim
Haklı olduğuma üzüldüklerim
Haksız olsam da sevindiklerim
Savaştıklarım
Barıştıklarım
Kaybettiklerim
Kazandıklarım
Bıktıklarım
Zevk aldıklarım
Yenilerim
Eskilerim
Verdiğim sözler
Tuttuklarım
Tutamadıklarım
Küçük mutluluklarım
Kocaman acılarım
Yanlışlarım
Doğrularım
Samimi olduklarım
Uzak durduklarım
Sahte yüzler
Gerçek gözler
Hepsi
Hiçbiri... Anla işte "her nerede değilsem orada iyi olacakmışım gibi gelir."



6 Eylül 2014 Cumartesi

Deneme... Ses 1, 2, 3 Yayında mıyız?


Bir kadın seni seviyorsa sana aittir. Mutlaka bir fotoğrafın vardır bir yerinde odasının.
Onu kaldırtma!
Bir kadın seni seviyorsa uyumadan önce duâ ediyordur senin adınla başlayan duâlar ve biten senin adınla...
Onu susturma!
Bir kadın seni seviyorsa sana zarar veremez yalnız şunu bil genç adam; kadınlar vazgeçtikleri adamlara da acımayı beceremez bu da kalsın aklında...
Bir kadın seni seviyorsa koklayarak öper,
Seni seven bir kadın sevdiği kadar sarılabilirse kemiklerin kırılır.
Ve bir kadın seni seviyorsa sen ne kadar güçlüysen o kadar güçlü hisseder kendini.
Onu yanıltma!
İlk darbede yere çakılma!
İlk imtihanda sınıfta kalma!
Ve asla,
Ama asla!
Araya umutsuzluğu sokma,
Orasıdır kadının şah damarı, umudu...
Kesildiği an, vazgeçer kadın
Sevmekten,
Beklemekten,
Özlemekten.
Hatta duâ etmekten...
Can havliyle kaçar.
Yakalayamazsın.
Artık o kadını üstüne alınamazsın!
Sahip çıkamadığın kadına hesap da soramazsın.
Kadınları bomba gibi düşün genç adam
Yanlış kabloyu kesersen onunla birlikte sen de patlarsın.
Bak oğlum!
Bu hayatta her şeyi alırsın yalnız seni seven kadının yoktur fiyatı.
Seni her şeye rağmen sevebilen kadını satın alamazsın,
Cüzdanın kilo kaybettikçe, sevgileri eksilen sevgililerin olur en fazla...
Falan filan sonra,
Bilirsin ya,
Sen sen ol o kadını satma!
Bir kadın seni seviyorsa kavga eder.
Hem birazdan boğazına yapışacak sanırsın, hem görürsün gözlerindeki korkuyu.
Kadınlar susmaz genç adam,
Susmuş kadın gitmiş kadındır.
Susmuş bir kadın için
Bitmiş bir adamsındır.
Bu kadınların değişmez hatta değiştirilmesi teklif bile edilemez olan maddelerinden biridir.
Kadın olmanın kuralıdır.
Bir şey daha vardır ki,
Kuştur kadın,
Ve bir gökyüzü vardır her kadının
Öyle bir havan olmalı ki adamım,
Senden göçmediği için, onu dondurmamalısın.
Bunu bir zamanlar seni gökyüzü ilan etmiş kadının, başka bir gökyüzünde kahkaha atışını duyunca anlarsın...

*Bu yazı son bir kaç gündür internette dolaşıyordu. Açıkçası başta okumaya üşendim, görmezden geldim diyebilirim. Bugün tekrar bir kaç arkadaşımın Facebook'da paylaştığını görünce merak edip okumaya karar verdim. Sonrası mı? "Ben bu yazıyı bloguma taşırım aga" diyerek başladım yazmaya. Yazanın ellerine sağlık! Ne demişler; "yazana değil yazdırtana bak!" Yoksa o söz öyle değil miydi? Neyse!
Bu arada blogtaki sorun düzelmediğinden bir süre daha fotoğrafsız takılacağım idare et artık! Hem önemli olan yazıların içeriği değil mi zaten?! Bir şey daha blogumu çok özlemişim yav!
Peki, ben yaklaşık 1(bir) yıldır nasılım, neler yapıyorum? Onu da anlatırım elbet! Şimdilik nasıl hissettiğime gelince uzun zamandır sesi soluğu çıkmayan sanatçının sahnesine geri dönüşündeki halet-i ruhiye işte. Deneme... Ses 1, 2, 3 Yayında mıyız?

14 Eylül 2013 Cumartesi

Hayatımın Özeti...


Çok hata yaptım şimdiye kadar. Tarifi zor, dönüşü imkansız.
Ders aldıklarım oldu, almaya vakit bulamadıklarım da...
Duyduklarım doğruysa zaferlerim de olmuş. Ahımı alanlar faturasını ödüyormuş.
İyi ki yapmışım dediğim şeyler var, aynı zamanda keşkelerim de...
Geri döndürmek istediğim zamanlar var, engellemek istediğim başlangıçlar da var.
Yeniden güvenebilmek istediğim insanlar var ama başaramadığım.
Unutmayı yürekten dilediğim kişiler ve zamanlar var, unutamadığım ama elbet bir gün unutacağım dostlarım var.
Hayatımdan seneler, aylar çalan insanlar var.
Hayatımdan silmek istediğim görüntüler var silemediğim... Sözler var duymamış olmayı dilediğim ama duyduğum.
Kiminin gözüne sokmak istediğim gerçekler var ama bende saklı kalmasını doğru bulduğum. Ve hepsinin bir yeri, zamanı var.
İçim kanaya kanaya güçlü olduğum zamanlarım var.
Şimdi yeni bir hayatım var, yeni insanlarla, yeni yerlerde, yeni zamanlarda. Eskilerde var ama çoğu eski yerlerde, eski zamanlarda...
Kendi doğrularımla, doğru bildiğim yolda, doğru bildiğim şekilde yürüyorum. İpince bir ipin üzerindeyim. Ve biliyorum ki düşersem yanarım.
Her şeye rağmen isyan etmiyorum hiçbir şeye. Aksine hep şükrediyorum.
Rabbim sınıyor, deniyor ama merhametini de esirgemiyor benden.
Şükürler olsun!...

Not: Ne yana baksam hatıralar... Aynı anda hem sevdiğim hem de nefret ettiğim şehirsin İzmir...