22 Ekim 2016 Cumartesi

Sevgim Acıyor

                                                                     
                                              


Mutsuzluktan söz etmek istiyorum
Dikey ve yatay mutsuzluktan
Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
Sevgim acıyor

Biz giz dolu bir şey yaşadık
Onlar da orada yaşadılar
Bir dağın çarpıklığını bir sevinç sanarak

En başta mutsuzluk elbet
Kasaba meyhanesi gibi
Kahkahası gün ışığına vurup ta
Ötede beride yansımayan
Yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi
Öbürünün bir kadından aldığı verem
Bütün işhanlarının tarihçesi
Bütün söz vermelerin tarihçesi
Sevgim acıyor

Yazık sevgime diyor birisi
Güzel gözlü bir çocuğun bile
O kadar korunmuş bir yazı yoktu
Ne denmelidir bilemiyorum
Sevgim acıyor
Gemiler gene gelip gidiyor
Dağlar kararıp aydınlanacaklar
Ve o kadar

Tavrım bir şeyi bulup coşmaktır
Sonbahar geldi hüzün
Kış geldi kara hüzün
Ey en akıllı kişisi dünyanın
Bazen yaz ortasında gündüzün
Sevgim acıyor
Kimi sevsem
Kim beni sevse

Eylül toparlandı gitti işte
Ekim falan da gider bu gidişle
Tarihe gömülen koca koca atlar
Tarihe gömülür o kadar

                                                      Turgut Uyar


Unutmadan; şiir seven, şiirden anlayan ve şiir gibi olan kadınları öyle alelade bir şekilde sevemezsiniz bayım.

15 Ekim 2016 Cumartesi

1 MİM Molası



Blogunu ve kendisini yeni tanıma fırsatı bulduğum Turgay Aksoy beni MİM'lemiş. Teşekkür ediyorum ve sorularını hemen cevaplamaya başlıyorum.

Bu arada gerçekten keyifli bir blogu var takip etmeni tavsiye ederim. http://turgayaksoy.blogspot.com.tr/

1) Nasıl blog yazmaya başladınız?

Açıkçası yazmayı küçük yaşlardan beri çok seviyorum. Lisedeyken günlük tutma merakımdan bugünlere kadar geldim çok şükür! Öte yandan yazmak benim için bir ihtiyaç zira kendimi yazarak daha iyi ifade ettiğimi düşünüyorum. Çoğu kez söyleyeceklerimin tükendiği noktada yazarak nefes almaya çalıştım bile diyebilirim. Ve blog yazma macerama gelirsek; o, bir gece Athena'nın Senden Benden Bizden şarkısını mırıldanırken kendiliğinden gelişiverdi. Sonuç; 2010 yılından beri blog yazıyorum ve ileride torunlarıma bırakabileceğim en değerli mirasımın bu blog olacağına inanıyorum.

2) Blogunda daha önce yazmadığın bir tarzda yazacak olsan bu ne olurdu?

Blogum herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği türde yazılarla dolu olduğu için daha önceden yazmadığım/yazamadığım sanırım sadece moda konusu var bir tek onda kendimi yetersiz hissediyorum diyebilirim. Onun dışında bir de kalemi kadar hayal gücü de kuvvetli hikaye yazarlarına çok imreniyorum o hikayelerden kitap bile çıkıyor ah!

3) Bloglarda okumayı en sevdiğin konular nelerdir?

Her türlü blog yazısını okumayı severim ama dediğim gibi hikaye tarzı yazılar beni daha çok cezbediyor. Bir de kişisel, seyahat ve yemek blogları favorilerim arasındadır.

4) Hayatta en çok yapmak istediğin 3 şey nedir?

3 şey ile sınırlanmış olmam birazcık düşünmeme sebep oldu ama şöyle sıralayabilirim;

- İtalya'ya gitmek bunu yapmayı o kadar çok istiyorum ki inşallah bir gün oradan yazılar yazarım.

- Kitap yazmak sanırım hayatı boyunca bunu yapmayı istemeyen bir kişi yoktur. Ben de dahil!

- Evlenmek Ha ha ha! Tamam istiyorum belki de o kadar çok değil onun yerine adrenalin dolu bir spor yapmak daha çok istediğim bir şey mesela Bungee Jumping! Azıcık cesaretin varsa kenara kadar gelip kendini yüksekten boşluğa bıraktığın an yaşadığın zevki sana şu hayatta çok az şey verir diye düşünüyorum.

Arkadaşlar sıra sizde diyor ve MİM'liyorum:

http://ruhsuzatmaca.blogspot.com/
http://biricitinyeri.blogspot.com.tr/
http://www.hayatreceli.com/
http://www.istanbulistanbulolali.com/




9 Ekim 2016 Pazar

Güzel İnsan Biriktirmek



Zaman zaman eskicilerin, antikacıların olduğu yerlere gitmek, oralarda dolaşmak ilginç deneyimler kazandırır.
Zamanın tüm etkisini üzerinde taşıyan binlerce nesne, bu dükkanlarda yan yana, üst üste yerleştirilmiştir.
Kim bilir ne anılara, ne zamanlara tanıklık etmiştir buradaki nesneler.
Kimler dokunmuştur onlara?
İnsanlar yok olup giderken, bu nesneler anılarını içlerinde taşımaya devam ederler.
Sonra birileri gelip, hiç tanımadığı birilerinin anılarını satın alır.
İlginç bir duygudur "biriktirmek"...
Oyuncak biriktirmek ile başlar biriktirme serüveni.
Sonra çeşitlenir biriktirmeye konu olan şeyler.
Önceleri masumca ve eğlencelidir aslında bir şeyler biriktirmek.
Defterin arasına koyduğun çiçekleri,
yolculuk, müze giriş, sinema, tiyatro, maç vs. biletlerini,
Arkadaşlarından gelen notları biriktirirsin...
Bazıları için sadece kendine ait olanı biriktirmek yeterlidir.
Bazıları ise, dünyanın tüm anılarını içinde saklayan nesneleri biriktirmek ister.
Her ikisi de "insanlık belleği" için çok değerlidir.
Ancak tüm bu biriktirmeler içinde bir tanesi vardır ki, o en değerlisidir.
En değerli olan "iyi insan" biriktirmektir.
İnsanı geliştiren de, onun daha iyi olmasını sağlayan da, işte bu iyi insan biriktirmeleridir.
Bu hem zor, hem de kolaydır.
Zordur; her insan iyidir, bazıları ise gerçekten iyidir. Gerçek iyileri bulmak zaman ve çaba ister.
Kolaydır; siz iyi bir insansanız, iyi insanlar da sizi bulur.
Çocuklara nesne biriktirmek yerine iyi insan biriktirmeyi öğretebilirsek, hem hayat daha hafif, hem de dünya daha güzel olacaktır.
Cemal Süreya'nın dediği gibi:
"Güzel hayat isteyen, güzel insan biriktirsin."

-ALINTI-

Not: Ve bir de sabredip içimizde biriktirdiklerimiz var, söylenmesi için doğru zamanı bekleyen...