17 Eylül 2012 Pazartesi

1 Yeni Mesajın Var!




İnsanların sıkıntılarını, dertlerini dinlemeyi seviyorum hatta sırf bu yüzden psikoloji okumadığım için az kızmadım kendime... Ha senin sıkıntın, problemin yok mu? Her şey mi yerli yerinde hayatında? diye soracak olursan bana, tüm samimiyetimle tabii ki HAYIR! diyorum. Sadece iyi oynuyorum o kadar! Heh bu da eğer yapmayı isteseydim ustaca kotarabileceğim bir meslek dalı olurdu herhalde "oyunculuk"... Gerçi eskiye oranla artık pek oynamıyorum zira keyifliysem keyifliyimdir işte o kadar! Öyle zamanlarda attığım şen kahkahaları sağır sultan bile duyar :) Mutsuzsam da belli ediyorum ve beni çok iyi tanıyanlar saklasam da şipşak anlıyor! "Senin canın sıkılmış, neyin var?"
Geçenlerde epeydir görüşmediğim ama tesadüfen yolda denk gelen bir arkadaşımla aynen bu durumu yaşadık. Canı sıkılmış, morali bozuktu lakin belli etmek istemedi. Ben "yüzündeki acıyı gördüm gördüm" hatta o daha söylemeden hissettim. Konuştuk, dertleştik... "İnanılmaz rahatlattın beni, enerji kaynağım oldun resmen iyi geldin ya ilaçsın" geri bildirimlerini alınca bende mutlu oluyorum, sevdiğim insanları üzgün görmeye tahammülüm yok! En yoğun, en ters zamanıma da denk gelse başımdan savamam, mutlaka ilgilenirim ve yardımcı olabilmek için uğraşırım. Ben, kolay arkadaş olurum ama dost olamam, çabuk kaynaşırım ama mesafemi unutmam. Veee ola ki hoşuma gitmeyen ters bir hareketin oldu, senden olumlu bir elektrik alamadım diyelim. Eyvah! Hiç uğraşmam ve seni bir daha görmek istemem. Ön yargı değil gerçekten hissediyorum ve o kişiden resmen en uzağa kaçıyorum :) Bu yüzden sevdiklerim "en değerlilerimdir" çünkü ben gerçekten zor severim; bende bir değerin varsa da seni yürekten sevmişimdir. Bunu anlarsın!
Şimdi iyi dinle beni! Etrafında gerçekten sevdiğin, seni sevdiğine inandığın her kim varsa ve o kişinin bugün morali bozuksa üstelik bunu hissettiysen ya da fark ettiysen bekleme! Onu ara, onunla görüş yani sanallıktan çık çünkü birine dokunmak, sarılmak ve onun gözlerinin içine bakmak kadar gerçek değil hiçbir yazı karakteri. Ona sor (gerçekten) NASILSIN? 


Kimsenin hayatı dört dörtlük değil ki; yaşam şartları, aile, özel ilişkiler, arkadaşlıklar, okul, iş, çevre bla bla bla... Bu kadar çok parçaya bölünmüşken her şeyin yolunda gitmesi zaten mucize olurdu dime? :) Biliyorum "fast" hayatlarımız var ama sevdiklerimiz için bir kaç dakika da olsa yavaşlamaya ne dersin?

Rahmetli Müşfik Kenter'in bilgisayar çağı insanlarına seslenişi çok etkileyici;  

Hep bir yerlere, bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi? Hiç vaktiniz yok, "fast life", "fast food", "fast music", "fast love"...
Dikte ettirilen, yükselen değerler, "in"ler "out"lar...
Buna benzer bir odada, şanslıysanız gökyüzünü görebilen bir pencere ardında bitecek hepsi. 
Dostluğu klavyelerinde, yaşamı monitörlerinde arayanlar, size sesleniyorum!
Hangi tuş daha etkilidir ki sıcacık bir gülüşten ya da hangi program verebilir ki bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini?
Copy-paste yapabilir misiniz dalgaların sahille buluşmasını?
İçinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz maille arkadaşlarınıza?
Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız?
Öpüşmek için hangi tuşlara basmak gerekir?
Ya da geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman?
Doğayı bilgisayarlarına döşeyenler, neden görmezsiniz bahçedeki akasyanın tomurcuklandığını?
Ve ıslak toprak kokusu var mıdır dosyalarınız arasında?
Koklamak, duymak, dokunmak, yok mu yaşam skalanızda?
Bilgi toplumu oldunuz da, duygu toplumu olmanıza baytlarınız mı yetmiyor?

***

Birine ihtiyacım var;
Omzunda saatlerce ağlayabileceğim, sonra gözyaşlarımı silip 
"ağlama aptal bak ben yanındayım" demesine ihtiyacım var
Sonsuz güvenebileceğim birine, kimse olmasa bile bir tek 
o olsa kimseye ihtiyaç duymayacağım birine ihtiyacım var.
Üzüldüğümde güldürmek için bir ton şebeklik yapıp
kahkahalara boğulabileceğim birine ihtiyacım var.
Kılıma zarar getirttirmeyecek birine ihtiyacım var
Bütün gün deli gibi eğlenip
gülmekten yorgun düşüp omzuna 
kafamı yaslayıp bütün günü
gözümün önünden geçirerek 
yorgunluğumu atmak istiyorum,
çok şey değil.
Sadece "hep yanındayım" derken gözleri
parlayan birine ihtiyacım var.

(Bulduysan çok şanslısın sarıl ona! Bulamadıysan da aramaya devam, sakın yılma! Belki de çok yakınındadır, umutsuzluğa kapılma!)









Hiç yorum yok: