15 Şubat 2015 Pazar

Allah'a Emanet Yaşıyoruz



Dünden beri düşünüyorum ne söylesem ne yazsam diye. Sinirim bozuldu, ağlıyorum, kelimeler anlamsız ve ne kadar acıdır ki hiçbir şey Özgecan'ı geri getirmeyecek. Hepimizin ortak ve tek arzusu kadın cinayetlerinin artık son bulması.
Psikoloji Bölümü Öğrencisi Özgecan Aslan 12 Şubat 2015 tarihinde bindiği Mersin Tok firmasına ait minibüsün şoförü, şoförün oğlu ve arkadaşları tarafından tecavüze uğramış ve daha sonra canice yakılarak öldürülmüş ve dereye atılmıştır.
Ben bir annenin; "Sabah kaldırdım, sütünü içirdim, harçlığını verdim, okula gönderdim, bir daha dönmedi." Ve bir babanın; "Toprak atmayın meleğime" sözleriyle parçalara ayrıldım. Dilerim katilleri en ağır cezayı çekerek acı içinde ölürler.
Bu ülkede kadın olmak gerçekten zor ve bu zorluklar saymakla bitmez; gideceğim yere, gideceğim vasıtayı, geçeceğim yolu düşünerek giyinmek zorunda kalıyorum, akşam geç bir vakitte dışarıda ıssız bir sokakta yürümek zorundaysam adımlarım hızlı, gözüm etrafta, çok dikkatli bir şekilde fakat korktuğumu belli etmeden ve çantamda biber gazı bulundurarak yürüyorum. Taksi, minibüs, otobüs gibi vasıtalarda en son yolcu olmamak için dua ediyor, bindiğim aracın plakasını alıp en yakın arkadaşlarıma mesaj atmak zorunda kalıyorum. Yalnız olduğum zaman dışarıdan sipariş geldiğinde 'tamam baba ben hallederim' diye boş eve bağırıyorum, eve gelirken kalabalık ve aydınlık yolları seçip bildiğim bütün duaları okuyorum, bir zamanlar anlam veremediğim ve sinir olduğum "sana değil çevreye güvenmiyorum" cümlesine şimdi saygı duyuyor ve sonuna kadar inanıyorum. Sokakta dikkat çekmemek adına makyajı abartmamaya özen gösteriyor hatta bazen makyaj bile yapmadan sokağa çıkıyorum. Erkek arkadaşlarım arasında "saat geç oldu ben artık kalkayım" lafımın hep alay konusu olmasına ne demeli? (Bu zerre umurumda olmadı zaten bana değer veriyorsan gece geç saatlere kadar dışarıda takılan bir insan olmadığımı anlar ve buna saygı duyarsın.) Yüz vermeyince "kezban" yüz verince "kaşar" muamelesi görmeyim diye erkekler ile aramdaki mesafeyi korumaya dikkat ediyorum. Ne kadar görmezden gelsem de yolda yürürken atılan laflar, yediğim sözlü tacizler midemi bulandırıyor artık! Yolda yürüyen biraz güzel kadın görünce yavaşlayan arabaların yaşattığı tedirginlik, daha dün 14 Şubat diye kız kıza gezdiğimiz Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesin'de arkadaşımla bana bir yavşağın(kusura bakmayın bu laf az bile!) "Bunlar çok sert çıkma teklifimi kabul etmezler" diye bağırması, gittiğim iş görüşmelerinin birindeki sapık ruhlu işverenin "akşam yemeğinde detayları konuşalım" lafının psikolojimi ne derece çökerttiğini, yıllar önce gündüz vakti vapur iskelesinden eve kadar beni koşturtan manyağın(bunu ailem duyunca korkar ya da üzülür diye onlara hiç bahsetmedim), yaşattığı korkuyu tahmin bile edemezsiniz. Eve geç kaldığımda annemin ve babamın yaşadığı tedirginliğe hak veriyorum. Dışarıda her türlü insan görünümlü yaratık mevcut! Hatırlarsınız bundan 3 yıl önce İzmir'in Balçova ve Konak ilçeleri'nde bankada çalışan Esra Yaşar'ı ardından İzmir Ekonomi Üniversitesi öğrencisi(ki bu benim o sırada okuduğum üniversite oluyor) Ayşe Selen Ayla'yı son olarak da "Azra" takma adlı travesti Mustafa Has'ı birer gün arayla öldüren seri katil Hamdi Ayri haberini.
Lise öğrencisi Münevver Karabulut'un 3 Mart 2009 tarihinde Cem Garipoğlu tarafından vahşice öldürülmesi hâlâ etkisinden kurtulamadığımız haberlerden sadece bir kaçı...
Hemen hemen her gün televizyonda denk gelen kadına şiddet ve cinayet haberleri. Onlardan biri ben, sen yani biz de olabiliriz. Peki ama kadınlardan ne istiyorsunuz? Nedir bu nefretiniz? Siz de bir kadından doğdunuz, sizin de ananız, bacınız ya da kız çocuğunuz var ha olmasa da bu bir kadına tecavüz etme ya da onu öldürme hakkı mı veriyor yani? Bak ne demiş Peygamber Efendimiz; "Kadınlar size Allah'ın emanetidir." Kadınlara giyinmeyi ve nasıl davranacağını değil, oğlunuza nasıl adam olunur onu öğretin bir zahmet!
Arkamdan gelen her insanı kontrol ederek yürümek zorunda mıyım? Şimdi ben bu iki yüzlü toplumun hangi suratına tükürmeliyim?
Kadın-erkek eşitliğini sağlamak için bütüncül politikalar üretilmedikçe, failler caydırıcı bir şekilde cezalandırılmadıkça ve toplumda yükselen şiddet kültürüne karşı önlem alınmadıkça bu sorunun çözülemeyeceğini biliyorum. Erkeklerin genelinden tiksiniyorum dediğimde feminist misin diye soran zavallılar ile ördeğe bile tecavüz ediliyor deyip bu olayın yaşanmasını gayet normal karşılayan kıt beyinlilerin var olduğu bir toplumda hayalindeki meslek ne diye sorsan 'pezevenklik' diye yanıt verecek olan şeref ve ahlak yoksunu heriflerle aynı havayı soluyoruz neticede Allah'a emanet yaşıyoruz!



Hiç yorum yok: