1 Haziran 2012 Cuma

Yaz Kapıyı Çalınca...


 
Haziran güneşi üzerine olsun! :) Masa takvimimdeki gösterge doğru ise bugün "1 Haziran" efenim yani diğer bir deyişle yaz başlangıcı... Gerçi fırtına, yağmur ve kıştan kalma bir mayısı geride bırakırken haziranın bize ne gibi sürprizler hazırladığını da merak etmiyor değiliz. Kar yağmasa bari!
O değilde haftaya doğum günüm lan! 1 yıl daha yaşlanıyor olmanın ve yalnız kalmanın şerefine kadeh kaldırmak istiyorum zira yine mi deja vu demem için sadece 7 gün kaldı çak dostum!
Seviyorum haziran ayını arkadaş! Belki doğduğum ay olması açısından belki sırf yazı hatırlattığından bilmiyorum ama bildiğim tek şey bu ayın benim için çok özel olması.
Yaz kapıyı çalınca gönül yaylarım da gevşedi benim böyle bir aşık olasım mı var desem yoksa herkesi/her şeyi geride bırakıp uzak bir yerlere kaçasım mı var desem bilemedim. "Boş vermişim boş vermişim dünyaya, ağlamak istemiyorsan sen de boş ver dünyaya!" 
Haydi gidelim haydi haydi denize gidelim, sahilde gezelim, dondurma yiyelim haydi!

Can Dündar'ın Yarim Haziran şiiriyle seni baş başa bırakıp defolup gidiyorum peki! :)

Yarim Haziran!

Kim bilir kaç baharı birlikte uğurladık seninle... Kim bilir kaç yazı karşıladık kan ter içinde
İlhamısın ergenlik şiirlerimin, o ilk hazirandan beri... Yaş günlerimin fener alayı, ilk yaz günahlarımın tanığısın...
Tanığısın yüzüme düşen gözlerin, tenime değen ellerin...
Senle başlayıp senle bitirdim bunca yılı...
Sendin hareketli yıl sonu muhasebelerimin değişmez takvim yaprağı...
Tutkunum sana... Sadık, itaatkar ve hayran...
Yarim haziran!...

Hasretle bekleyip, iple çektim gelişlerini çoğu zaman...
Sen hep iki bahar arasında, hazlar zamanı çıka geldin; eteklerinde ilk yaz coşkuları ve isyanlarla...
Haziranlarda aşık, haziranlarda pişman, haziranlarda ergen oldum.
İşte burada yıllar yılı getirip, iadesiz taahhütsüz önüme atıverdiğin eski yaşlar...
Kimi hakkınca yaşanmış, kimi belki hiç yaşanmamış... Kimi çocuk, kimi genç, kimi olgun...
Her serin baharın ardından yaz kokulu, yıldızlı müjdeler taşıdın bana...
Hararetli ve çıplak temmuz akşamları vaat ettin... Peşi sıra hazan geldiğini hissettirmeksizin bir süre...
Gün oldu tomurcuk olup çiçek çiçek boy verdin; gün oldu şiddet yüklü bir öfke bulutuna tutunup seller yağdırdın gecikmiş bahar dallarının üzerine...
Hazırlıksız... İnsafsız...
Öncesiz ve sonrasız aşklarda oyaladın beni...
Kimi gerçek çoğu yalan...
Zamanla ibadet eder gibi sevmeyi öğrettin; üzerine kırağı düşmüş beyaz bir gül kadar taze... 
Bir o kadar kusursuz...
Anladım ki haziranda sevmek yaman...
Yarim haziran!...

Ocaklar kurdum sıcacık... Aşım, eşim, işim oldu katısız, riyasız... Oğullar ve gecikmiş heyecanlar verdin bana...
Gidemediğimiz uzak denizleri çocuklarımıza isim yaptık... Onlar yüzsün diye yüzemediklerimizi...
Geride kırık dökük onlarca haziran bırakarak karşıladık yarınları... Ve sen bağışladın hatalarımı yıl sonu bilançolarında...
Sorguda ele vermedin beni... Tanıyamadılar kimlik tespitinde bedenimi, kalbimi...
Kim bilir kaç sırrı sakladın... Kaçını ele verdin o gecikmiş hesaplaşmalarda...
Sen ilk yazdan alıp güze açarken kapılarını... Ben yazın sarhoşluğundan sonbahar serinliğine aydım.
Seni beklerken kendime vardım.
Yadsıyamam; sevildim ve sevdim çoğu zaman...
Müsebbibi sensin... Yarim haziran!...

Yaşım büyüse de büyümedi içimdeki çocuk...
Ama zamanla olgunlaştı haziranlarım...
Yeni gelenler sonbahara daha yakın şimdi...
Eski mektuplar ve sepya renkli fotoğraflarla dolu bir albümde hayatım... Haziran doğumlu...
Kulağımda bir şiir Hasan Hüseyin'den artakalan;
"Sokaktayım/gece leylak ve tomurcuk kokuyor/yaralı bir şahin olmuş yüreğim/uy anam anam.../haziranda ölmek zor"...
Lakin doğmakta zor haziran'da...
Yaz kapıyı çalsa da;
Biliyoruz sonu hazan...
Yine de seviyorum seni
Yarim haziran!...


Can Dündar







2 yorum:

Bolat dedi ki...

Şimdiden mutlu yıllar diliyorum :) bugün 2 haziran açıkhava konserimiz var ama ben üşütmüşüm evde olmam lazım :))

Senden Benden Bizden dedi ki...

Çok teşekkürler Bolat :) Hasta mı oldun? Geçmiş olsun yahu!