14 Ocak 2012 Cumartesi

Hayata Dair...




Dostoyevski'nin hayatını değiştiren olay, kendi idam sahnesiydi. Dostoyevski çarın baskı döneminde, arkadaşlarıyla bir sohbet grubu oluşturmuştu. Yakalandı. Yirmi sekiz yaşında idam isteğiyle yargılandı.
Mahkemenin sonucunu beklediği gece hücresinden alındı. Ölüm kararı yüzüne okundu. Papaz günah çıkarttırdı. Gözleri kapalı olarak bir direğe bağlanıp, müfreze karşısına geçirildi. "Ateş!" emrini beklerken gerçek karar bildirildi kendisine.
Aslında mahkeme 8 yıl hapis vermiş, çar bunu 4 yıla indirmişti; ama ona ders olsun diye böyle bir gösteri planlanmıştı. Böylece ölümle tanıştı, oysa bu sefil oyunda asıl keşfettiği "Yaşam"dı.
Stefan Zweig'a göre Dostoyevski'nin yaralı parmaklarından zincirleri çıkardıkları zaman sağlığı bozulmuş, ünü uçup gitmişti; ama kırık dökük bedeninden her zamankinden daha parlak fışkıran tek şey vardı:
                                         "YAŞAMA SEVİNCİ"


Sen kafanda bu öykünün analizini yaparken ben buraya bir kaç söz daha ekliyorum bakalım hoşuna gidecek mi?

Hiçbir zaman doğru insan karşımıza çıkmaz. Ya zaman yanlıştır ya da insan.

Düştüğünde yanında olan değil, kalkman için el uzatan dosttur. Unutma kötü günde katkısı olmayanın iyi günde hissesi yoktur.

Hayatta hep mutlu olursam hayalini kuracak neyim kalır?

Yanlış kişiden samimiyet beklediğin an kırılıyorsun.

Güzel bir kadın göze, iyi bir kadın kalbe hoş görünür. Birincisi pırlanta gibi ama geçici, ikincisi mutluluk kadar gerçekçidir.

Hayata yeniden başlasaydım saniyelerin nabzını tutardım.

Mutlu olmanın iki yolu var: Ya isteklerinizi azaltacaksınız ya da imkanlarınızı zorlayacaksınız.

Kimilerine derler ki: "Bu sersem bundan adam olmaz". Bende diyorum ki: Ne yapsınlar peki, yanlış hayat doğru yaşanmaz.

Gerektiği zaman ağlamaktan çekinme çünkü göz yaşları, söyleyemediklerini söylemek içindir.

Hayat bir sınavdır; ama diğer sınavlara benzemez. Çünkü bazen yaptığın bir yanlış, tüm doğrularını götürebilir. (Nedense bu söze dikkat kesildim)

Zamana güven her şey unutulur.

Her insan herkes karşısında her şeyden sorumludur.

Eğer kirli bir ırmağı içine alıyorsan, bozulmadan kalabilmen için deniz olmalısın.

Zerrece suçum olmadığı halde birtakım düşler kurarak kendi kendimi suçlu bulduğum olmuştur.

Bir insanın en iyi tarifi iki ayaklı ve nankör olmasıdır.

Yeni bir adım atmak, yeni bir kelime söylemek, insanların en fazla korktuğudur.

Çocuk dünyanın en büyük saadetidir.

Amacına ulaşmak için hiçbir şeyi küçümseme, tam ulaşamazsan bile dene; Belki başarırsın. Hepimizin güvenini bağladığımız şu 'Belki' hiç de azımsanmayacak bir umuttur.

Bu dünyadaki en zor şey kendi kendine sadık kalmaktır.

Sadece hayat veren değil hayat verip hak eden, baba adını taşıyabilir.

Kalp bir kez kırıldı mı, Hiç kimseye aldırmaz ve hiç bir şeyi umursamaz. Belki mutluluğun sonu, ama huzurun başlangıcıdır bu.

Bugünlük hayat dersi yeter bu kadar şimdi PAYDOS! :)


2 yorum:

VuslaT dedi ki...

biliyormusunuz ben dahil birçok blogda HAYATA DAİR diye başlayan bir sayfa var.Her ruhun başka bir hayata dairi var.Sizin yazınızda güzel... sevgiler.

Senden Benden Bizden dedi ki...

Çok teşekkür ederim :)
Sevgiler :)