21 Mart 2012 Çarşamba

MEZZALUNA



Aldo Bozzi 1984 yılında Manhattan'da ilk Mezzaluna'yı açtığında New Yorklular, ancak İtalya'ya gittiklerinde rastlayabilecekleri bu dekor ve lezzetle karşılaşınca Mezzaluna'ya çabuk alışıp, sevdiler. Mezzaluna restoranlar zincirinin Türkiye'deki ilki ise 1994 yılında İstanbul Nişantaşı'nda  açılmıştır.
İzmir'de dahil olmak üzere dünyadaki tüm Mezzalunalar'ı Floransa'lı mimar Roberto Magris çizmiş ve dekore etmiştir. Restoranların en önemli özelliğinden biri duvarlardaki Mezzaluna temalı resimlerdir. Dekorasyon elemanlarının çoğu İtalya'dandır. Toscano vazoları, Floransa orjinli küpler, seramikler ve Venedik maskelerinden oluşur.
Mezzaluna, uluslararası lezzet kuruluşu "ZAGAT" tarafından Avrupa'nın en iyi lokantaları arasında görülmektedir.
İzmir Mezzaluna, 2002 yılında bu zincirin bir parçası olarak özenle restore edilmiş tarihi bir yapı olan Konak Pier alışveriş merkezi içerisinde açılmıştır. Mezzaluna İzmir şehir merkezinde, tek gerçek italyan restoranı oluşu, kışın içeriden de görünen deniz manzarası ile bahar ve yaz aylarında deniz kıyısına koyduğu masalarıyla çok özel değerlendirilmektedir.





Mezzaluna'nın kuruluş amacı italya dışında da gerçek italyan yemeklerinin aynı damak tadı ile en iyi şekilde servis edilebilmesidir. Bu amaçla tüm Mezzalunalar'da italyan şef olması şartı vardır. İzmir'deki Mezzaluna'nın da  italyan şefi Domenico Ranieri'dir. Kendisi dünyanın pek çok yerinde şeflik yapmıştır. Son durağı İzmir'i italya'da kendi bölgesi olan Puglia'ya benzettiği için şehrimizde çok mutlu olduğunu söylemektedir.

Mezzaluna italyanca "yarım ay" demek. Aynı zamanda  biz İzmirliler için Konak Pier'deki lezzet kuruluşunun ismidir. Burayı soğuk ve yağışlı bir kış günü buluştuğum arkadaşım M. Cemal Öztürk (Şu an kendisi Trabzon'da buradan kulaklarını çın çın çınlatayım!) ile yeniden keşfettik desem yeridir zira burayı bilsem de daha önceden geldiğimi hatırlamıyorum ( Bu da benim rezilliğim olsun! )




            

 Mezzaluna'da kendini italya'da bir restoranda gibi hissetmen kaçınılmaz, daha içeriye adım atar atmaz bunu fark ediyorsun. Nezih, sevimli ve sıcacık bir atmosferde yemek yemenin veya bir şeyler içmenin tadını kelimelerle ifade etmektense gel İzmir'e yerinde yaşayarak gör demeyi tercih ediyorum. Ekipteki insanlarda çok sıcaktı hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Mevsime uygun malzemelerin kullanıldığı mutfakta her altı ayda bir menü yenilenmektedir. Ayrıca 2 haftada bir yenilenen "Şefin Tavsiyesi" bölümünde o mevsime ait lezzetleri bulabilirsin.
(Şu anda "Tagliatelle alla Pescatora" lezzeti yer alıyor sanırım karides, kalamar ve kum midyesi ve az sarımsaklı domates sosundan oluşan bir tat; karnım acıktı lan! Bu postu yazarken tam da öğle saatini beklemem ayrı bir güzel olmuş, saygılar) (:

Hepsi ve daha fazlası için: http://www.mezzalunaizmir.com/index.asp adresine bir göz at derim!

***Yahu bahar geldi ben de bir hoşluk yok hani böyle kıştan kalmayım resmen! Bahar gelmiş neyime hesabı depresyona girmiş olmayım yahu! O değil de, hayatımda bazı belirsizlikler var onlar çözülürse rahatlayacağım inşallah! Bir de benim bahar gelince alerji azıyor böyle bir hapşırık, bir burun kaşıntısı, burun kenarında kızarıklıklar, efenim bir yorgunluk hissi filan  olunca pek sevinemiyorum yani baharın gelmesine. Direk yaza geçsek daha iyiydi bence :)
Bugün 21 Mart, ekinoks(gece-gündüz eşitliği) hoş, gecesi gündüzü birbirine karışmış bir insana bugün pek bir şey ifade etmese gerek 21'i olması dışında, mağlum ayın 21'ini sevmiyorum arkadaş hep bir uğursuzluk geldi başıma bu tarihte sen şimdi ister batıl de inanma ister katıl haklısın de bana valla durum bu. Ayın 8'ini ne kadar seviyorsam 21'nden o kadar korkuyorum. Bu tarihte organizasyon yapmam, yapılan organizasyona katılmam, yapmışsam iptal ederim, sınav filan varsa girmem girersem kötü geçer zaten mutlaka, zorunlu olmadıkça 21 numaralı yerlere oturmam, kata çıkmam ya da odada kalmam gibi gibi... 21 yaşındayken önemli bir şey yaşadım mı diye düşündüm bir an cık! yok aklıma gelmedi :)


                                     
Haydi biraz neşelenelim Ajdar'ın(bu adam ölmedi mi daha?) yeni über sert şarkısıyla seni baş başa bırakıyorum. İster bana küfret ister teşekkür et! Dinlerken ben çok güldüm, eğlendim gerçi kulaklarıma hunharca tecavüz etse de bu zevkten henüz haberi olmayan insanları mahrum etmek istemedim nihahaha yaşasın kötülük! :) Veee işte o şarkı "ŞAHDAMAR"...
Görüşürüz, sevgiler...














2 yorum:

Bolat dedi ki...

Allah akıl fikir versin :)

Senden Benden Bizden dedi ki...

Ajdar konusundaysa evet bu duaya katılıyorum :) Amin!