24 Nisan 2012 Salı

17. İzmir Kitap Fuarı Yansımaları...




Neresinden başlamalı bu yazının diye ince ince düşünürken; doğup büyüdüğüm ve halen yaşamakta olup bir türlü bağlarımı koparıp gidemediğim zira kısa süreli gidişlerimde bile döndüğümde toprağını öpesim gelen yegane şehrim İzmir'den başlamalı söze dedim.

İzmir...

Türkiye'nin en güzel şehridir. Baharın tadının doyasıya çıkarıldığı bu kentte yakmayan ama her daim hem içini hem tepeni ısıtan bir güneş gün boyu eşlik eder sana. Deniz kenarında bir yerde otursanız bile akşamları sırtınıza hafif bir şeyler geçirmeniz yeterli. İnsanları güler yüzlü, yardımsever, sıcak; trafiği sakin, ulaşımı kolay ve rahat canımız sıkılınca "haydi bir karşıya geçip gelelim" dememiz ve karşıya geçip eve dönmemiz çok zamanımızı almaz öyle İstanbul'daki gibi saatlerce sürmez; havası ve kızı mis gibi deniz kokan bir kent.
Türkiye'nin üçüncü büyük metropolü, önemli fuar ve liman kenti. Bakımlı bir arnavut kaldırımının bir tarafında mis gibi deniz bir tarafında bir şeyler yiyip içebileceğin şahane mekanları... Yemekler lezzetli, garsonları kibar fiyatları kazık değil. Daha salaş alternatiflerde var üstelik, dilersen otur bir deniz kenarına al eline gevrek+peynir+ayranını dilersen otur bir çay bahçesine kumruyla çayın tadını çıkar.
Deniz kenarında çiğdem çitleyebilirsin mesela(kabuklarını yere atmaman koşuluyla) Ben evimin balkonunda hava/havam güzel olduğunda çok sık yapıyorum bunu ama deniz havası bambaşka tabii...
Üniversiteli sevgililerin sokakta sarmaş dolaş gezdiği, insanların rahat hareket edebildiği bu kentte "havasından mı suyundan mı bilinmez kızları güzel, erkekleri yakışıklıdır" sözü artık herkesin kabul ettiği bir gerçek oldu zira bunu yıllarca İzmir'den çıkarttığımız ve çıkartmaya devam edeceğimiz tescilli güzellerimizle de kanıtlamaya devam ediyoruz.

                                        Çok mu çok farklıyız! :)








Ulan İzmir! Aynı anda hem sevdiğim hem nefret ettiğim şehirsin be! Yine de vazgeçemedim senden...



Veee "Otuz Beş Buçuk" Karşıyaka... Yerleşim alanı, İzmir merkezinin karşısında bulunması nedeniyle Karşıyaka adını alır. Eski ismi Kordelio'dur. Kimi rivayete göre bu isim Haçlı Seferleri komutanı İngiltere Kralı Aslan Yürekli Richard'tan mirastır. (Çünkü o dönemde İngiltere'nin geçerli dili olan Fransızca'da Richard Coeur de Lion) Kimilerine göre de Bizans kaynaklarında bölgede yer alan ve yeri tam tespit edilemeyen "Kordeleon" adlı bir yerleşimin bahsi geçmektedir.
Karşıyaka aşktır, alışkanlıktır, mabed gibidir. Hele ki Göztepe'yle maç olduğu bir güne denk gelmişsen sabahın erken saatlerinden itibaren sokakların rengini görmen ve tezahüratları duyman, hissetmen lazım.
Tarif edemem bendeki İzmir'i sana... Ben ilk kez bu şehirde aşık oldum, bu şehirde yaşadım sevgiliden ayrılık acısını bu şehirde terk edildim, terk ettim... Bu şehirde özledim, yalnız kaldım. Bu şehirde dost edindim, kavga ettim, bu şehirde güldüm, hüzünlendim. Ben bu şehirde kaybettim, bu şehirde kazandım. Dibe vurduğum şehirde burası, yükseldiğim de... Kaçmayı defalarca istediğim hatta kaçabildiğim şehirdir İzmir, vazgeçip geriye döndüğüm de... Sevip sevildiğim, nefret ettiğim ve nefret edildiğim yerdir İzmir. Kaç akrabanın, eşin dostun vefat haberini aldığım yerdir, kaç arkadaşı, eşi dostu evlendirdiğim şehir...
Yeri geldi kahkahalarla güldüm, yeri geldi hıçkırarak ağladım sokaklarında... Bazen arkadaşlarımla sarhoş olduk, dans ettik fütursuzca... Bazen korkuyu yaşadım, bazen acıyı, bazen heyecanı... Dilekler tutup denize attığım, sinir olup sövüp saydığım, her santiminde bir hatıramın olduğu kalbimin her daim Ege'de attığı yerdir İzmir. Beni İzmirli olan anlar...
İnsanın yaşadığı şehri anlatması, onu kelimelere inci gibi dizmesi zor. Hep derler ya "anlatılmaz yaşanır" o hesap! Ne kadar çabalasam da kaçmaya içimdeki yeri başkadır İzmir'in. Candır, canandır! Canımdır! :)
Gözlerim doluyor bunları yazarken artık 17. İzmir Kitap Fuarı'nı anlatmaya geçsem iyi olacak! Bokunu çıkartmanın anlamı yok!
Efenim bilindiği üzere geçtiğimiz hafta(14-22 Nisan 2012) İzmir 17. Kitap Fuarı kapılarını ziyaretçilerine açtı.
Ben de ancak son günlerine doğru fırsat bulup gittim. Bir şekilde gitmeseydim aklım kalacak ve ağlayacaktım kendimi biliyorum zira söz konusu kitap olunca bende akan sular duruyor. İyi ki de gitmişim sevdiğim yazarlar oradaydı, stand stand gezmekten, kitapların arasında kendimi kaybetmekten ve bu sırada farklı insanlarla tanışmaktan her daim mutlu oluyorum. (Öyle ki gözüme kestirdiğim ve başlangıç için hiç de fena gözükmeyen 500 parçalık puzzle aldığım sırada tanıştığım kızla ettiğim sohbeti kırk yıllık dostumla etmemişimdir) (:
Bir kaç söyleşi ve panele de izleyici olarak katılmayı ihmal etmedim, öğrendiğim pek çok bilgi oldu "Edebiyatta Aşkın Farklı Yüzleri"(Konuşmacılar, Jale Demirdöğen ve Emre Kalcı'yı dinlerken bir taraftan konuyla ilgili notlar tuttum), "Sanat Cephesi Şairlerinin Mayıs Mesajları"(Resmen sanata, türküye ve insanlığa verilen derslere kapıldım diyebilirim) "Günümüz Edebiyatında Roman"(Hoşuma giden bir diğer panelde buydu özellikle H. Rezan Gülseren'nin hayat hikayesi ve eserleri ilgimi çekti) ve tabii kitap imzalatmak!
Bunun için dakikalarca kuyrukta bekledim ki sabırsız bir insanımdır, beklemeyi pek sevmem zira aynı kuyruk annemin bana "kızım eve gelirken şu faturayı da yatırıver" dediği söz konusu faturanın sırasıysa hele! Eve saydırarak gelebiliyorum :)
Geçmiş yıllara göre hem yazar hem de ziyaretçi sayısının artış gösterdiği bir fuardı bana göre. Şöyle ki son günlere denk gelmiş olmama rağmen tıklım tıklımdı diyebilirim.
Bir de gözlemlediğim kadarıyla liseli arkadaşlarımın sayısı fazlaydı(Bu durum beni umutlandırdı, sevindim doğrusu!)
Genel bir pislik durumu da sezmedim değil. Yerlere atılmış çöpler filan... İnsanlarımıza bilinç aşılamaya çalışsak bile yetersiz kalıyoruz sanırım. Bunu fuarı gezerken doldurduğum ankette de belirttim. Ben bir de yetkililere seslenmek istiyorum zaten sıkışınca yaptığımız genel bişi bu :) Bu konuda biraz daha titiz, temiz ve dikkatli davranırsak hem görüntü hem itibar açısından olumlu bir imaj bırakabiliriz diye düşünüyorum.
Neyse, güzel ve heyecanlı bir gün geçirdim. Sevdiğim yazarlar, ilgimi çeken kitaplar arasında bulunmak gerçekten keyif vericiydi. Bu yıl bütçemi çok sarsmamak açısından fazla kitap almadım ama yinede elim kolum boş çıkamadım fuardan allah bereket versin! :)  Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler...




Hiç yorum yok: