2 Mayıs 2015 Cumartesi

Akıl Defteri





Hayat tesadüflerle doludur. Bazen tesadüf sonucu hiç görmediğiniz bir arkadaşınızı görürsünüz; bazen de hayatınızı baştan aşağıya değiştirecek bir kadın gelir ve sizi bulur. Hiç tanımadığınız bir kadına üç gün gibi kısa bir sürede aşık olabilir misiniz? İmkansız demeyin! Aşk bu... Bir kedi kapınızdan içeri girdi ve yerleşti. Komik ve bir o kadar da şaşırtıcı olaylar tiyatro sahnesinde izleyici ile buluşuyor. Aşk bu, sakın dalga geçmeyin; her an kapınızdan içeri giriverir.

 Bugün saat 13:30 civarı Karşıyaka Çarşı'da sırt çantasıyla koşturan bir hatun gördüyseniz o bendim! Yine geç kalmak üzereyim o da ne tüm yollar kapanmış! Sebep? Bu yıl 51. Kez gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu'nun son etabı mı ne varmış hofff! Bir anda kendimi trafik polisine "ya ne zaman açılacak karşıya geçmem gerek, işim gücüm var" diye söylenirken buldum. Yarım saat sonra açılacak dedi iyi mi?! N'apsam? Bisikletlerden birini mi araklasam? Ya da dur dur havadaki helikoptere el kol hareketleri yapayım da belki fark edilirim ve pilot bana acıdığı için aşağı acil iniş yapar anca öyle yetişirim bu gidişle! Ay şimdi bayılacağım, oyun kafadan gitti diyerek yere oturdum zaten KentKart'ımı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyorum, moraller sıfır! Tam ağlamak için bütün şartlar hazırdı ki bi de ne göreyim büyük bir gafile İzban'a doğru topuk yapmış. Yukarıdan bir ses işittim "kalk kız soğan doğra" demedi tabii! "Kalk kız İzban'a koş, yetişirsin" Artık nasıl koşturduysam İzban'a geldiğimde ayaklarımı hissetmiyordum. Neyse işte öyle böyle derken oyuna son dakikalarda yetişmeyi başardım. (Bi ara İzban'da bildiğim bütün duaları ediyordum, bunun da etkisi var bence, nasıl yetiştiğimi hiç bilmiyorum.) Tiyatronun kapısına gelince önce görevliyi sonra arkadaşım Özge'yi görünce sevinçten çığlık atasım geldi ama yapmadım sadece pis bir şekilde sırıttım.

Gelelim ilk gösterimini yaptığı günden beri gitmek için çıldırdığım "Akıl Defteri" adlı iki kişilik komediye...
İşi, gücü, seyahatleri, akşam takılmaları rutine binen bir adamın sıkıcı ve aşırı düzenli hayatındaki en büyük gurur kaynağı/kaynakları ne? Tek kişilik hayatını geçirdiği tek kişilik evinde, çift kişilik yatağına attığı kadınların sayısı ve bu kadınların fotoğraf ve kişisel bilgilerini sayfa sayfa kaydettiği bir defteri...
Peki ya bu adamın hayatına ummadığı anda bir gün ansızın 'masal kahramanı' kafası yaşayan bir kadın giriverirse ne olur?
Olayların akışı oldukça komik ve eğlenceli bir hal alır. Fransız yazar Jean-Claude Carriere tarafından yazılan, Esen Özman'ın dilimize çevirdiği oyunun yönetmeni Levent Ulukut sadece yönetmekle kalmayıp Gülay Toprak'la sahneyi paylaşarak oyunun erkek kahramanı John Jack rolünü de üstlenmiştir. Yönetmen yardımcısı Rüçhan Gürel olmakla beraber, dekor ve kostümler Yıldız İpeklioğlu'nun elinden çıkmıştır.
Levent Ulukut ve Gülay Toprak oyun boyunca hiç düşmeyen performansları ve tükenmeyen enerjileri ile göz doldurdular diyebilirim. Hele bir sahne vardı ki oyunda erkek ve kadının büyük bir aşkla dans ettikleri... Etkilenmemek mümkün değildi. (İnsanda Tango kursuna yazılma isteği uyandıran cinsten adeta!) Oyun boyunca çalan Fransızca şarkılar resmen "kalk ve dans et" dedi bu da kayıtlara geçsin.
Kadınları tek gecelik bir heves olarak gören adamın, belki de anca rüyasında görebileceği türden bir ilişkiyle derinden sarsılışı, savruluşu, aşık oluşu ile ipin koptuğu nokta; kadın tüm hayalperestliğine rağmen bağlandığı adamın sürekli yanında olmasını değil, özlem duyabileceği bir birlikteliğin keyfini sürmek istiyor, adam kadının uğruna tüm düzenini bozarak kendi gerçekliğini terk ediyor. Oyunun sonunu yazmak istemiyorum çünkü bu yazıyı okuyup oyuna gitmeye heveslenen arkadaşlar olabilir.
Oyunu nasıl bulduğunu sorduğum arkadaşım her ne kadar "beklentilerimi karşılamadı ama fena değildi" dese de ben keyif aldım, fırsat bulursanız ve şehrinize gelmişse izleyin diyorum. Oyun sıkmıyor ve güldürürken düşündürüyor bunu da not düşeyim. Benim akıl defterim de bu blog işte ne yapalım yani?!


3 yorum:

Hektor dedi ki...

Tiyatro aşkını tebrik ederim. Tüm güçlüklere rağmen ulaşmayı başarman ayrı bir takdir gerektiriyor sevgili SBB. Ben de tam tersi benzer bir etkinlik nedeniyle, Selçuk-İzmir etabını izleyememenin üzüntüsünü yaşadım bütün gün. Gece yarısından sonra banttan izledim. İzlenmeye değer bir etap olduğunu görünce üzüntümün yersiz olmadığına inandım.

Senden Benden Bizden dedi ki...

Teşekkür ederim Hektor. Çok isteyip aklıma koyduğum bir şeyi yapmam için her türlü engeli aşmayı göze alabilirim. Bu gittiğim oyunu da bir şekilde izlemeni tavsiye ederim.

Hektor dedi ki...

Oyunu takip edeceğim ve İstanbul'da sahnelendiğinde izleyip görüşlerimi sana aktaracağım. Sevgiyle kal.