7 Aralık 2010 Salı

Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek!



Geçenlerde D&R'da gezinirken Sıla'nın yeni albümünü gördüm(bilmiyordum sürpriz oldu görünce şaşırdım severim Sıla'nın şarkılarını) albümün ismi hoşuma gitti "Konuşmadığımız Şeyler Var" gerçekten de o kadar çok şey var ki konuşmaktan aciz kaldığımız ya da korkup da konuşamadığımız...  Son zamanlarda şarkılara dikkat ediyorumda bu yönde bi "trend" aldı başını gidiyor; Sen sus hiçbir şey söyleme sen sus da gözlerin konuşsunla başladı, sustuklarım büyür içimde, öyle çok şey var ki içimde hep sustuk konuşmak yerine konuşmadığımız her ne varsa seninle bi damla gözlerimde, beni sevmediğin zamanlarda alıştım susmaya... gibi şarkı sözleri oldukça biz daha çok "susarız"  amacım eleştirmek değil şarkıları aksine severek dinlemişimdir lakin benim anlayamadığım nedir bu susma aşkı? Son olarak Cihan Hatipoğlu'nun "İçimdeki Şarkıyı Susturamazsın" müzikli kitabına denk geldim-bakın burda da bir suskunluk teması var ama bahsettiklerime zıt- bu kez susturamazsın beni deniliyor çok şükür! içimdeki yaşanmışlıkları, acıları, öfkeleri, kederi vs haykırıp duracaklar içimde şarkılar gibisinden ha bir de mesajı var bizlere "yarım kalan aşkların şarkıları asla yarım kalmaz" vay be güzel söz! O yüzden de içimde bi yerde sana ait şarkılarım var ve susturamazsın onları. Bilirim zordur aşk acısı insan o zamanlarda içinde kopan fırtınalara teslim olmamak için elinden ne geliyorsa yapmaya çalışır; kimi kaçıp uzaklaşır bulunduğu şehri terk-i diyar eder, kimi yazar günlerce aylarca hatta kitap olur yazdıkları yıllar sonra, kimi müzikle dindirmeye çalışır acısını, kimi hobi edinir bu şekilde avutmaya çalışır kendisini ama ortak payda ayrılıkır, acıdır tercihler farklı olsa da. Cihan Hatipoğlu'da geçmişte yaşadığı aşkın ardından yaralarını bu şekilde sarmaktan yana anlaşılan iyi de yapmış bence ortaya güzel bi kitap çıkmış gibi gözüküyor. Biz dönelim konumuza "susma sustukça sıra sana gelecek" diye yıllar önceden lambaları kapatıp açtığımız manidar bi slogan vardı hani şu dillere peleseng olan hatırladınız mı?   Tamam gevezelik yapın bol bol demek değil bu ama daha fazla konuşmaya ihtiyacımız var gibi geliyor bana çünkü sustukça hep yanlış anlaşılıyoruz karşımızdakilerce bilmiyorum benim başıma sıkça geliyor bu durum mesela; en son bi arkadaşımla telefonda mesajlaşıyorduk beni kızdırdı ben de sustum, -kendimce bi protestoydu bu- cevap atmadım bi süre sonra döndü bana dedi ki mesajında: "benim gibi konuşkan birine susarak bişey anlatamazsın" o an anladım ki en susulması gereken anlarda bile susmamalı insan.(Valla sonra pişman oluyorum sustuğuma yeaaa!) Oysa ben şimdiye kadar sineye çektiğim şeylerde hep susar, olacakları beklerdim uzaktan acaba n'olcak bu işin sonu diye, hem bize öğretilen de bu değil miydi yıllarca? "Susmak erdemdir" yavrucum. Hep sustuk da ne oldu bu zamana kadar be! Bizi sanallaştırdığı yetmezmiş gibi suskunlaştıran şu teknolojik devrime inat insanlar konuşa konuşa anlaşsın artık lütfen! Eskilerdeki gibi yine tüm aile bir araya gelse, konu komşu toplansa hoş sohbetler edilse yeniden( yaşıyorsak umut var). Neyse uzun lafın kısası birbirini anlamayan, yada yanlış anlamaya meyilli insanlar olduk çıktık ve ben bunda birbirimizle az konuşabilmenin etkisinin olduğunu düşünüyorum peki ya siz? Tabi düşünmeden konuşmamak dileğiyle diyorum ve yazımı noktalıyorum. Görüşmek üzere.

Hiç yorum yok: