24 Aralık 2011 Cumartesi

Denemezsen Hayatı Bilemezsin Lezzetini!






Nutymax reklamını izlediysen sloganını hatırlarsın. "Denemezsen hayatı bilemezsin lezzetini!"

Hayat sanki bir deniz sen de onun üzerinde ilerlemeye çalışan bir gemide almış başını gidiyorsun. Çocuklukta deniz çok dalgalı, hırçın sen ise ufak bir salın üzerinde çırpınarak istediği yere ulaşmaya çalışan yolcu... Hızlı hızlı yol almak istiyorsun. Zaman geçtikçe teknen de büyüyor sen de... Bu kez senin hızlı gitme isteğin azalıyor, yavaş yavaş tadını çıkararak yol almak istiyorsun. Ve bu noktada bir değişim başlıyor.
Kişinin her yönden gelişiminde belli bir yaşa kadar anne-baba ve öğretmenler birincil etkenken, ergenlik çağından sonra bu etkenler kendi istek ve çabasına göre değişiyor. Öyle ya, 18 yaşına kadar ailen hayatının merkezindeki varlıklarındır. Eğer temeli sağlam bir aileden geliyorsan da ne mutlu sana...(Ben kendimi bu konuda oldukça şanslı hissediyorum)
Üniversite zamanında odağındaki varlıklar arkadaşların ve sosyal çevrendir. O çevredekilerle gülüp onlarla ağlıyorsun.
Üniversite sonrası zamanında sudan çıkmış balık misali neye uğradığını şaşıran bir tip... Biraz serserilik yapayımlar biraz adam olmaya çalışmalar, bir baltaya sap olabilme çabaları, kariyer mariyer bi ton baş ağrısı odak noktan oluveriyor.
Bak! merkezindekiler zaman içinde nasıl da değişti. Hepimizin hayatında böyle olmuyor mu? Herkes, her şey değişiyor. Dünya bile değişiyor.
Biri evleniyor diğeri boşanıyor, beriki iş değiştiriyor öteki okul kazanıp yaşadığı şehirden uzaklaşıyor, bir başkası çocuk sahibi oluyor; dün giydiğini bugün beğenmiyorsun, geçen yıl dost sanıp omzunda ağladığın insanla bu yıl düşman olabiliyorsun, geçmişte yanlış yaptığın bir şeyi bugün doğru kabul edebiliyorsun gibi...
Peki, değişim bu denli hızlı ve çeşitliyken sen neler yapıyorsun? Neler değişiyor hayatında? Ne? Yoksa sende mi yerinde sayıp değişime ayak uydurmak istemeyenlerdensin? Elindekine razı olup hayırlısı neyse o olsun'culuk mu oynuyorsun?
Stabilsin, değişimden nefret ediyorsun belki de... Dengeli, sağlam ve değişmez kalmak istiyorsun. Üstelik hem garanticisin, risk almaktan korkuyorsun hem de etrafındakiler değişmiyor diye sürekli bıdı bıdı şikayet ediyorsun. Ne ayaksın?
İşe kendini değiştirerek başlamaya ne dersin? Haydi kalk şimdi silkelen ve kendine gel! Hazır yeni yıla girerken kendin için yepyeni bir sayfa aç ama önce,
Yeni bir başlangıç için; zihnini kemiren, sürekli meşgul eden, seni sınırlayan, korkutan düşüncelerden kurtul! Çünkü yaşadığın hayat, kurduğun ilişkiler, maddi durumun, kendine güvenin ya da güvensizliğin hep senin hakkındaki düşüncelerinin, inançlarının yansıması. Kırk kere söylersen... Fıkra gibi gerçekler bunlar bir şeyi kırk kere söylediğinde ya da yaptığında o artık senin vazgeçemeyeceğin bir alışkanlığın haline geldi bile.

Hep kaçırdığın fırsatlara, yaptığın hatalara ve gülmeyen kadere odaklanırsan hayat boyu tekrar eder durursun bunları. Yeni bir başlangıç için küçük güzellikleri fark ederek yaşamaya çalış. (Tamam yeaaa bi daha makus kaderim hakkında konuşmam) :)

Duygularını okumayı bil! (Hepsini yaptım ama bunu anlamadım hocam?)
Yani içinden geleni yap. Çok seviyorsan bunu karşındakine söylemekten çekinme, canın sarılmak istediyse sar sarmala. ( Heee tamam yaaa şimdi anladım niye anlamadığımı ben bu konuda kabiliyet eksikliği yaşıyorum da ondan. (Annem zaten hep "Sen sevgini belli edemiyorsun kızım neden bu kadar soğuk davranıyorsun der". Parantezi kapat artık) :)
Sevdiklerin hayattayken onlara verdiğin değeri ve sevgiyi belli et.

İdeallerini es geçme!
Yeni bir başlangıç için yeni bir ideal edinmek mantıklı ama seni harekete geçirecek olan esas unutulan, zaman aşımına uğrayan, terk edilen(yazık be!) ideallerin. Onları bul ve saklı oldukları kutularından çıkar.

Düne takılma! (Hı hı ben zaten hep ileri marşşş halindeyim)
"Halen dünden söz ediyorsanız bugün pek bir şeyler yapmamışsınız demektir." (If you're still talking about what you did yesterday, you haven't done much today) Fiyakalı oldu böyle ha ha ha :)
Geçmişin seni esir almasına izin verme, bugününe odaklan ki bu sayede yarınını dünden farklı kılabilesin dii mi ama?!

Gençken cesursun, ataksın. Hayallerin uçsuz bucaksızdır onlara koşup durmak yormaz seni. Koşullar ne olursa olsun denemeyi göze almak istersin. Sonunda mutlu da olsan, pişman da olsan bir an bile vazgeçmezsin kendi yolundan. Oh be! Denedim içimde kalmadı ulen dersin :) Yaşlılıkta buna fırsat bulamayabilirsin çünkü.
Daha önceki yazılarımda da bahsetmiştim denemeyi göze alma cesareti diye bişi var. Nee deli cesareti mi? Yok efenim öyle demedim ama aynı kapıya çıkıyor sanırım! Kendine inanan, gözlerini merakla açtıkça en uzağa gitmek için korkmayan ve bu yolun sonunda ne olacağını düşünmeden bu kararı alabilen insanları yürekten tebrik ediyorum. Cidden öyle. Belki şartların değişmesi gerektiğini düşündüğünden belki değişime ayak uydurmak istediğinden belki zorunlu olduğundan ya da sırf canı istediğinden...
Kolay olmaz hiç bir değişim hatta sancılıdır. Seni yıldırmaya çalışanlar, yolundan çevirmek için elinden geleni yapanlar, moralini alt üst edip yaptığının çok yanlış olduğunu savunanlar(onlar hep en doğruyu bilenler ya!) olacaktır. Sen onlara kulaklarını tıka, sırtını dön ve yolunda ilerle. Çok geç olmadan!

"Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir" diyen Herakleitos Baba evrende hiç bir nesne, nesnelerin hiç bir özelliği yoktur ki değişmeden aynı kalsın. Her şey, bir başka şeyin yıkımı, ölümü sayesinde varlığa gelmekte ve daha sonra yok olup gitmekte der.
Yine Herakleitos Baba "Aynı nehirde iki kere yıkanılmaz" demiş ki ben bu söze her zaman şapka çıkarıyorum. Nehrin bile aynı kalmasını beklemezken sen nasıl aynı kalabilirsin?

Denemezsen hayatı nasıl bileceksin lezzetini?! Deneme yanılmada deneme yamulmada olsa denemekten korkma! "İnsan denemediği her şey de %100 başarısız olur."

Bi de bu var: "Şans bukalemun gibidir biraz zaman tanı mutlaka değişecektir".



2 yorum:

REÇELİM dedi ki...

hayat bir irsktir ve gerektiğinde almasını bilemk lazım canım güzel bir yazı olmuş:))

sevgiler...

Senden Benden Bizden dedi ki...

Teşekkürler Reçelim :)

Sevgiler...